Telefon Numaramız
bilgi@osmanlicaceviri.com
yalcinnihat@gmail.com

Fermanlar ve Beratlar

Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı Devleti’nden devraldığı zengin arşiv mirasıyla dünyanın en önemli arşivlerinden birisine sahiptir. Geniş bir coğrafyada altı yüzyılı aşkın süre ile ayakta kalmış, çeşitli toplumları barış içinde bir arada yaşatmış Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal etmiş zengin arşiv malzemesi, yalnız Türkiye’nin değil, bağımsız devletler kurmuş Orta ve Yakın Doğu, Balkan, Akdeniz ve Afrika ülkelerinin millî ve ortak tarihlerinin tesbiti ve yazılmasında başvurulacak otantik değerde kaynak niteliğindedir.

Osmanlı Arşivi’nin önemli özelliklerinden bir tanesi de tarihî, siyasî, ekonomik vb. konular yanında kültürel, estetik ve sanatsal değerleri de içerisinde barındırmasıdır. Arşivlerimiz bu yönüyle de millî kültürümüz, millî kimliğimiz ve estetik zevklerimiz açısından çok zengin bir kaynaktır.

Bir dönemi en iyi yansıtan unsurlardan birisi de muhakkak ki, o dönemin sanat eserleridir. Sanat eseri, her dönemde insan düşüncesinin ve zevkinin, soyuttan somut hale dönüşmesidir. Sanat bu yönüyle, bir toplumun içinde yaşadığı dönemin de aynasıdır.

Türk sanatının önemli materyallerinden olan, bir yazma ciltte, bir hatta, bir tezhibte hala hayranlıkla seyredilen sanat kudretini ve ifade tonunu, estetik bir olgunluğa erişmiş ince ruhta aramak gerekir. Bugün, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin en önemli koleksiyonlarından birisi olan “Müzehhep Fermanlar Koleksiyonu” da böylesi olgunlaşmış estetik zevkin ve ince bir ruhun ürünüdür. Bu fermanlar, döneminin çok önemli olaylarını, konularını ihtiva etmekle kalmaz, beraberinde, döneminin sanat kudretini ve ifadesini, üslubunu, zevkini, asaletini ihtişamla ortaya koyar.

Türk kültür ve sanat değerlerini, bu arada Osmanlı Arşivlerini de tanıtmak maksadıyla söz konusu fermanlardan bir demet seçilerek, genişletilmiş olarak yeniden yayınlanmaktadır. Osmanlı fermanlarının yayınlanmasıyla, Osmanlı döneminin hukukî, siyasî, ekonomik, kültürel değerlerinin yanısıra, bu dönemin sanat anlayışı, Osmanlı arşiv belgelerinin özellikleri, Osmanlı diplomatiği ve dolayısıyla Türk arşivciliği de yerli ve yabancı bilim çevrelerine tanıtılmış olacaktır.

Türk tarihinin önemli materyallerinden olan ferman, berât ve tuğra hakkında aşağıda verilen kısa açıklamalar eserle ilgilenenlere yardımcı olacaktır.

 

Ferman

Farsça buyurmak, emretmek mastarından türetilen ferman kelimesi sözlükte emir, emirnâme, buyruk, hükümdar alâmeti gibi anlamlar ifade eder1. Terim olarak ferman, yapılması gereken bir iş, ifa edilmesi gereken bir görev için hükümdar tarafından verilen ve hükümdarın tuğrasını taşıyan yazılı emirdir2.

Fermanlar umumiyetle hükümranlığın ve saltanatın bir nişanesi olarak, altın yaldız ve muhtelif renk ve motiflerle süslenmiş oldukları gibi, süs ve yaldızdan uzak, sade de olabilirler.

Bir ferman metni incelendiğinde, şu önemli unsurlar göze çarpar:

a. Davet (duâ) formülü fermana başlanırken en üstte yer alan ve “Allah’ın adıyla” işe başlanıldığına dair bir yazıdır ki bu yazı, fermanlarda genellikle “hû” veya “hüve” şeklinde yazılmıştır. Formül sadece fermanlarda değil, genellikle, diğer belgelerde de bulunmaktadır. Bu formül bazen açıkça yazıldığı halde bazen de tezhibin içinde saklanmıştır.

b. Metinde ferman sözünün belirtilmesi,

c. Kendisine ferman verilen veya gönderilen şahsın, sosyal mevkiine ve vaziyetine uygun bir üslûpla hitap edilerek isminin ifade edilmesi,

d. Fermanın veriliş veya gönderiliş sebebi ile, yapılması gereken işin (emrin) açıkça yazılması,

e. Emredilenin yerine getirilmesinde, memurun başarıya ulaşması için dilek ve temenni, yani duâ,

f. Fermanın yazıldığı yer ve tarih.

Fermanların bir kısmı yazılarak ve üzerine hükümdarın tuğrası çekilerek gönderilir ki bunlara “emr-i şerif” denilir. Tuğranın sağ üst tarafına, umumiyetle müzeyyen bir çerçeve içinde, padişahın kendi el yazısı ile “Mûcebince amel oluna” ibaresi yazılır, gönderilen fermanlara ise “hatt-ı hümâyûnla muvaşşah” yani padişahın el yazısı ile süslenmiş ferman denilir. 

Berât

Arapça asıllı bir kelime olup, yazılı kağıt, mektup anlamlarını ifade eder. Bir tarih terimi olarak berât, Osmanlı Devleti’nde bazı memuriyetlere tayin edilenlere, görevlerini ve yetkilerini belirten, padişahın tuğrasını taşıyan ve tayin emirlerini ihtiva eden belgelere denir. Aynı zamanda berâta “biti”, “berât-ı şerif”, “nişân-ı şerif”de denilir.

Bir berâtta, verilen görevin cinsi, yeri, geliri veya maaşı, verilenin ismi, niçin verildiği ve kendisinden ne istenildiği, kumandanlık, serdarlık veya diğer mühim bir vazife tevcihi için ise berât sahibinin salâhiyet derecesi belirtilirdi.

Berâtlar, tîmâr, iltizâm, muâfiyet, mukâtaa, mâlikâne, imtiyâz berâtları; beylerbeyilik, nişancılık, defterdarlık, vezirlik gibi memuriyetlerin berâtları; imâmet, hitâbet, ferâşet ve tabâbete mezuniyeti hâvi berâtlar gibi konularına göre isimlendirilirler.

Timâr berâtlarında, timâr sahibinin hüviyeti belirtildikten sonra tîmâr olarak verilen yerin sancak, kaza ve köyü, tîmârın nev’i, ne suretle verildiği (yeniden, mahlûlden, yahut da birinin üzerinden alınarak mı verildiği), yıllık hâsılât miktarı belirtilir ve berâtın bir hizmet karşılığı olarak verildiği yazılırdı.

İltizâm berâtlarında, berâtı alanların ismi, hüviyeti, iltizâmın hangi maksatla verildiği ve hangi tarihler arasında devam edeceği, iltizâm bedelinin taksit mikdarı ve müddetleri, iltizâmın ne suretle alınacağı ve idare tarzı açıkça ifade edilirdi.

Muâfiyet berâtları ise, berât sahibinin hangi vergi ve harçlardan muaf olduğunu gösterirdi.

Padişahlar değiştikçe bütün berâtlar değiştirilerek yeni padişahın tuğrası ile yeni berâtlar verilirdi. Bu durum, berâtlarda “tecdîd-i berât” ibâresi ile belirtilirdi.

Berâtlarda da, fermanlarda olduğu gibi belirli kısımlar vardır. Hemen ilk başta duâ cümlesi yer alır ki, bu cümle fermanlarda, sadece “hû” veya “hüve” gibi formül şeklinde yazılırken beratlarda, “Hüve’l-mü‘în”, “Hüve’l-ganiyyü’l-mugni’l-mu‘în”, “Hüve’llâühü’l-mu‘înü’l-fettâh”, Zikru’llâhi te‘âlâ a‘lâ” vs. cümleler yer almaktadır.

Tuğradan sonra ise nişan formülü yer alır ki, bu formül padişaha ait diğer belgelerde bulunmaz. “Nişân-ı hümâyûn oldur ki...”, “nişân-ı şerîf-i âlîşân-ı sultânî ve tuğra-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkânî hükmü oldur ki...” vs. formüller nişan formülü içinde sayılabilirler. Elkab, nakil, emir, tekîd, tarih ve mahall-i tahrîr ise beratın diğer rükünleridir3.

Tuğra

Tuğra, Türkçe’de kelime olarak padişahın ismini ihtiva eden özel bir işaret, padişahın imzası gibi anlamlar ifade eder.

Kelimenin aslı Oğuz lehçesinde “tuğrağ” olup, hükümdarın basılmış imzası demektir. Oğuz hakanları, Selçuklu sultanları ve nihayet Osmanlı padişahları tuğrayı kullanmışlardır.

Osmanlı belgelerinde kullanılan ve Arapça’da “remiz, imza” anlamlarındaki “tevkî” kelimesi ile keza Farsça’da yine aynı anlamlardaki “nişân” kelimesi, tuğra ile müterâdif olup, “tevkî‘-i hümâyun”, “tevkî‘-i refî‘”, “nişân-ı şerîf-âlîşân-ı sultânî” gibi tabirlerin hepsi de tuğra demektir. Ferman, berât, menşur vesair belgelerde kullanılan “alâmet-i şerîfe” tabiri


 


Ana Sayfa   Hakkımızda   Çeviri  Bilgi  Referanslar  İletişim  Osmanlıca Çeviri  © 2010 Her Hakkı Saklıdr.